top of page

Billy Milligan'ın Zihinleri

  • Mar 4, 2025
  • 5 min read

Updated: Aug 30, 2025


Ekim 1977. Ohio Eyalet Üniversitesi'nde öğrenci olan 3 kadın öğrencinin kampüsten kaçırılıp tecavüze uğramaları sonucunda "Kampüs Tecavüzcüsü" olarak aranan Billy Milligan, mağdurlardan birinin arabasında bulunan parmak izi sonucunda kampüs polisi tarafından yakalandı. Yakalandı demek bu durumda ne kadar doğru aslında tartışılır çünkü kendisi aslında kaçmıyordu. İkamet ettiği adreste polislerin çaldığı kapıyı telaşsızca açtı ve yatak odasından çıkan mağdur 3 kadına ait kişisel eşyalara ve koltuğun altında bulunan silaha en az polisler kadar şaşırmıştı.


Dava süreci boyunca Billy alanında uzman birçok psikolog ve psikiyatrist tarafından incelendi. Bu dosyaya bir yerinden bulaşmış ruh sağlığı uzmanları ve hukuk çalışanları kendi aralarında iki gruba ayrılıyorlardı. İlk gruba göre Billy bir sahtekardı ve işlemiş olduğu suçların sorumluluğunu kabul edip cezasını çekmek yerine akıl hastası rolü yaparak kurtulmaya çalışıyordu. Diğer grup ise Billy'nin rol yapmadığına ve karşılaştıkları durumun her ne kadar inanılmaz görünse de oldukça gerçek olduğuna inanıyordu. Başta tek bedende birden fazla kişilik olması fikrine alayla yaklaşanlar Billy ile geçirdikleri birkaç saat sonrasında akılları karışmış ve inandıkları gerçeklik sarsılmış bir şekilde ayrılıyorlardı. Billy'nin içindeki kişiliklerin birbirlerinin yerine geçişi, spotun değiştiği anlarda Billy'de gördükleri fiziksel değişimler, ve her yeni kişilik ile birlikte sanki karşılarında oturan beden de tamamen değişmişçesine hissettiren her özellik onları daha da şaşırtıyordu.

Çoklu Kişilik Bozukluğu Hakkında Bilgilendirme

Bu kitap ile ilgili daha fazla yorum yapmadan önce kitaba konu olan ruh sağlığı problemi ile ilgili daha fazla bilgi vermenin doğru olacağını düşündüm. Meslek yolculuğunun henüz çok başlarında olan bir psikolog olarak bu kitap benim sayfalarını çok hızlı çevirdiğim, merak uyandırıcı ve aynı zamanda öğretici bir kitap oldu.


İlk adlandırılışı Çoklu Kişilik Bozukluğu olan sonrasında ise Disosiyatif Kimlik Bozukluğu olarak tanımlanan bu durum kişinin iki ya da daha fazla kimlik (alter) oluşturduğu bir ruh sağlığı problemidir. Birbirinden farklı bu kimlikler kişinin hareketlerini farklı zamanlarda kontrol ederler ve kontrolde oldukları zamanlara dair hafıza kayıpları (amnezi) ve zaman atlamalarının yaşanmasına sebep olurlar. Amnezinin varlığı disosiyatif kişilik bozukluğundan şüphelenilmesine sebep güçlü semptomlardan birisidir.


Bu probleme sahip kişilerde oluşan alterler birbirlerinden oldukça farklı olabilirler. Düşünce şemaları, diğer kişiler ile etkileşim biçimleri ve olaylara verdikleri tepkilerin değişebileceği gibi bu kişiliklerin beyan ettikleri cinsiyetleri, yaşları, fiziksel özellikleri ve etnik kökenleri de birbirinden ve bu rahatsızlığa sahip kişinin kendisinden farklı olabilir. Kişiliklerin sahip olduklarını belirttikleri fiziksel özellikler her ne kadar diğer kişiliklerden çok farklı olabilse de neticede bu kişilikler tek ve aynı bedenin içerisindedirler. Bu durum disosiyatif kimlik bozukluğu hastası bir kişiyle konuşanlar için kafa karıştırıcı ve şüphe uyandırıcı olabilir. Bilinçteki kişilikler değiştikçe kişinin yüz ifadeleri, konuşma biçimi, oturuş şekli ve yürüme tarzı gibi davranışsal değişiklikler gözlenebilir somut değişimler olsa da en somut fiziksel kanıtlar EEG raporlarından gelmektedir. EEG (elektroensefalogram) kişilerin beyin aktivitesini ölçmek amacı ile kullanılan bir yöntemdir. Çoklu kişilik bozukluğu hastası kişilere farklı kişilikler bilinçteyken uygulanmış EEG sonuçları anonim bir şekilde uzmanlara inceleme için verildiğinde bu raporların birbirinden farklı kişilere ait olduğu yönünde görüş belirtmişlerdir. Hastalığın detaylarının bilinmediği zamanlarda birbirinden farklı EEG sonuçları sebebi ile çoklu kişilik bozukluğu sahibi birçok hastaya epilepsi teşhisi koyulmuştur.


Bu ruh sağlığı probleminin ortaya çıkış sebebi olarak yaşanan travmalardan bahsedilebilir. Üstesinden gelmesi zor bir travma yaşamış kişi o travmayı hiç yaşamamış bir ya da birden fazla kimlik oluşturarak kendisini o durumdan ayırabilir. Kişinin kendisini dışardan bir göz olarak görmesi durumu olarak tanımlanabilen depersonalizasyon oluşturulan bu kimlikler sayesinde yaşanmış travmayı mağdurun kendisinden alır ve bir başkasına yükler. Bu kitabın konusu olan Billy Milligan da yine kitapta adı geçen Dr. Cornelia Wilbur'un hastası Sibyl de erken yaşlarda istismara maruz kalmış kişilerdir. Kitapta da anlatıldığı şekilde Billy henüz çocukken defalarca üvey babasının cinsel istismarına uğramıştır. Yaşadığı travma sebebi ile hayatına son vermek için çıktığı okul çatısında ise kontrolü zihninde beliren yeni kimlikler almış ve çevresinin Billy Milligan olarak tanıdığı bedenin yaşamaya devam etmesini sağlamışlardır.

Bilinen Kişilikler Hakkında Kısa Bir Bilgilendirme

Uzmanların görüşmeleri ile de gün yüzüne çıkarmayı başardıkları ve dava sürecinin daha henüz başlarındayken varlıklarından emin oldukları kişilikler Arthur, Ragen, Allen, Tommy, Danny, David, Christene, Christopher ve Adalana. Christene ve Christopher 3 ve 13 yaşlarında olan İngiliz abi kardeş. Diğer kişiliklerin ise bu şekilde bir bağı bulunmuyor. Arthur ve Ragen hangi kişiliğin spotta olacağını belirleme rollerine sahipler. Arthur daha akılcı ve bu sebeple ince düşünme ve zeka gerektiren durumlarda karar alırken, Ragen tehlikeli durumlarda ön plana çıkıyor ve asıl görevi başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere diğer kişilikleri dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korumak. Genel olarak spotta olan kişilik ise 18 yaşındaki Allen. Sosyal becerileri yüksek olan ve konuşurken dikkat çekmeyen kişilik Allen olduğu için genelde spotta o oluyor. David 7 yaşında ve tüm kişiliklere ait üzüntü ve sıkıntıları o sırtlanıyor. Danny 14 yaşında ve özellikle erkeklerden olmak üzere insanlar korkuyor. Tommy de 16 yaşında, bazen Allen ile karıştırılabiliyor ancak kendisi ters bir kişilik ve insanlarla iletişim kurmak konusunda Allen kadar parlak değil.


Billy'nin disosiyatif kimlik bozukluğuna sahip olduğundan şüphelenilmesinin ardından bu rahatsızlık konusunuda uzman doktor Cornelia Wilbur yardım için çağırılmış. Dr. Wilbur'un Billy'den önce karşılaşmış olduğu ve çalışmaları sonucunda kendisinin bu konuda uzman olarak kabul edilmesini sağlayan çoklu kişilik bozukluğu hastası Sybil 16 kişilikten oluşan bir kimlik bölünmesi yaşıyordu. Sonrasından da karşılaşınlar ile birlikte toplamda 24 kişilik ile Billy çok daha ciddi bir bölüme yaşıyordu demek yerinde olabilir.

Ekim 1988 tarihinde görülen davada Billy Stanley Milligan söz konusu eylemler hakkında suçsuz bulundu ve Birleşik Devletler tarihinde çoklu kişilik bozukluğuna sahip olduğu gerekçesiyle ceza almayan ilk kişi olarak tarihe geçti. Özellikle kitabın son bölümlerinde fazlaca yer verilmiş olan mahkeme, yargılama, avukatların itirazları ve bir çok zorlukla geçen yıllarda hukuk sistemi ile ruhsal sağlık alanının ne derece çatıştığını görmek kitabı okurken oldukça sıkıntıda hissetmeme sebep oldu. Bir yanda 3 kadını ciddi anlamda mağdur etmiş, birçok suça karışmış ve toplumun gözünde yaptıklarının sorumluluklarından kaçma amacı ile yalan söyleyen bir adamın topluma karışmasına engel olmak isteyenler varken diğer tarafta da henüz çocuk yaşta onun iyiliğinden sorumlu olması gereken kişilerce çeşitli psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddet eylemlerine maruz kalmış ve bu travmalar sebebi ile 13 yaşından beri hiç kendi olamamış bir adam var. Davanın yargıçları toplumu sakinleştirmek amacıyla defalarca Billy'nin aleyhine kararlar almışlar. Mahkemeler sırasında Billy'nin hastalığını onaylayan 4 tane oldukça güvenilir ve ün sahibi ruh sağlığı uzmanlarının beyanlarının karşısında Billy'i yalnızca 3 defa yarım saatlik sürelerle görmüş olan ve Çoklu Kişilik Bozukluğuna inanmayan bir psikologun ifadeleri karar verilirken esas alınmış. Bu kararlar doğrultusunda Billy şiddet göreceği ve tedavisinin gerilemesine sebep olacak yüksek güvenlikli hapishanelere gönderilmiş ve kendisinin gerçekten iyileşme gösterdiği ruh sağlığı hastanesine geri dönmesine izin verilene kadar aradan yıllar geçmiş.


Billy'e bakınca yitip gitmiş bir hayat, kaybedilmiş fırsatlar görüyorum. Yaşadığı zaman kayıplarının ve kendisinin yapmadığını düşündüğü suçlarla suçlandığını hissetmenin zorluğu tahmin bile edilemez. Öte yandan toplumun tepkisi de oldukça anlaşılabilir. Tedavi sürecinde onun için oluşturulmuş sakin ortamda iyileşme gösterirken dışarıdan gelen en ufak bir laf ile dengesinin ne kadar bozulabildiği ve çevresine ne kadar zararlı hale gelebildiği de ortada. Bu durumda olan bir kişinin gerekli tedavi yeterli süre ile uygulanmadan topluma karışması oldukça büyük sıkıntılar doğurabilir.


Billy her ne kadar kendi hikayesinde normal bir hayata kavuşamamış olsa da onun için mücadele eden avukatları ve doktorları sayesinde hukuk sisteminde bir ilk haline gelmiş ve kendisi gibi ruhsal hastalıklara sahip ve suç işlemiş kişiler için daha doğru kararlar verilebilmesinin önünü açmıştır.


Comments


bottom of page