top of page

Konstantiniyye Oteli

  • Apr 9, 2025
  • 2 min read

Updated: Jul 10, 2025

Zülfü Livaneli


Ödüllü bir senarist, dünya çapıında ünlü bir müzisyen, kalemi güçlü bir yazar... Zülfü Livaneli dünya kültürüne birçok cepheden çok değerli eserler kazandırmış çok yönlü ve değerli bir kişi. Kendisinin bizlere kazandırmış olduğu her eserle karşılaşınca yaşadığım hissi bu kitabın da her satırında tekrar tekrar hissettim.


Konstantiniyye Oteli 2015 yılında yayınlanmış, ve yayınladığı dönemin Türkiye gündemini göze batmayan bir gerçekçilik ile içinde barındıran bir roman. Gezi olaylarına ustaca değinilmiş ve kitaptaki karakterlerin gerçeği haline getirilmiş.


Konstantiniyye Oteli, ana karakter sayılabilir Zehra'nın patronu Ergun Bey'in Rus Hamzatbekov ile ortak olarak açtığı ihtişamlı bir otel. Kitabın başından itibaren aslında bu otelin açılış davetindeyiz. 300 özel konuğun katıldığı bu davette tek tek masaları dolaşıyor ve farklı geçmişlerden gelen, farklı inançları, farklı kültürler ve farklı yaşayışları olan kişilerin hayatlarını ziyaret ediyoruz. Zaman zaman bu masalara servis yapan garson, otelin ortağı Hamzatbekov'un metresi, üçkağıtçı bankacı, çok bilen ama etrafındakileri de bilgisiyle ezmeyi seven profesör, Zehra'nın lumpen sevgilisi Emre oluyoruz. Tek tek bu kişilerin gözlerinden dünyaya bakıyor, düşüncelerini dinliyoruz. 300 kişilik bu açılış davetinde bulunan herkes birbirinden siyah ve beyaz kadar farklı ama bir o kadar da birbiri gibi. Yaşlısından gencine, şehirlisinden köylüsüne, güzelinden çirkinine; her değneğin 2 ucu mevcut bu davette. Yaşayanlar kadar ölüler de oradalar. Yüzlerce yıl önce bu topraklarda hayatlarını kaybetmiş kişilerle de tanışıyoruz Nekropolis denilen yerde. Burası öyle bir yer ki, savaş kazandırdıkları Osmanlı askerleri tarafından öldürülen maymunlar, hadım edilen bir papazın erkeklik organı, padişah bir daha tahta çıkmaya cesaret edemesin diye kesilen burnu bile Nekropoliste kendi hikayesini anlatıyor. Konstantiniyye Oteli kitapta hem davetin geçtiği somut bir mekan; hem de o davet boyunca orada bulunan herkesi tüm farklılıklarıyla barındıran, geçmişi, şimdiyi, geleceği, ve arafı da kapsayan bir kavram.


Kitap boyunca günümüz Türkiye'sine geniş bir açıdan ayna tutulurken aynı şey tarihi anlamda da yapılıyor. Geçmişten günümüze yüzyıllar boyunca bazı şeylerin çok değiştiğini ama kardeş katlinin, iktidar savaşlarının, hırsların hep devam ettiğini görüyoruz. İsim isim örneklendirilmeden gündemimizde yer alan acı olaylara ya da tanınan kişilere de yer veriliyor kitapta.


Kitabın davette yer alınan kişilere ayrılmış bölümler şeklinde sunulmuş olması ve her bir karakterin toplumda farklı bir kesimi temsil etmesi sebebi ile kitabı bitirdiğimde aslında birden fazla kitabı tek seferde okumuş gibi hissettim. Kitap hem bir gazete, hem bir tarih kitabı, hem bir toplumsal eleştiri, hem bir ayna görevi görüyor ve bunu okuyucuyu sıkmadan yapıyor. İlk sayfadan son satıra kadar bu özelliklerini hiç yitirmeyen ve tekrar okusam kim bilir farketmediğim neler gözüme çarpar hissi uyandıran bir kitap oldu benim için.

Comments


bottom of page