Kardeşimin Hikayesi
- Feb 22, 2025
- 2 min read
Updated: Apr 9, 2025
Zülfü Livaneli
"Aşk bir uçurumun kenarında gözü bağlı yürümektir."
Arka Kapak
Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalının kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.
Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.
Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadenizin lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum.
Kısa Bir İnceleme
Kitabı elime alıp arkasını okuduğum ilk anda bana çok ilginç bir kitap hissi verdi. Arka kapak bende bir cinayetin çözüleceği bir polisiye romanını elimde tuttuğumu düşündürmüştü ancak kitap olayın çözülmesi üzerine yazılmış bir kitap değil. Kitabın sonunda katilin kim olduğu ortaya çıkıyor ancak etkileyici olan kısım katil değil. Olayla ilgisi olmayan ama baş kahraman olan adamın hayatıyla ilgili şaşırtıcı gerçek ağızları açık bıraktıracak nitelikte.
Kitabı okurken olayın bütününden çok küçük detaylar daha çok ilgimi çekti. Bu açıdan oldukça güzel bir kitap. Okurken içinde kaybolduğum, çizilen odanın içinde dolanıyormuşum hissini dibine kadar yaşadığım bir kitap. Bitirdikten yıllar sonra dahi bir kıtapçının rafında kitabın kendisini ya da herhangi bir yerde kapaktaki resmi görsem aynı oda canlanıyor gözlerimin önünde. O kadar güçlü bir imge oluşturttu ki bana, kitaptan önce o oda gelir aklıma.
Kesinlikle önereceğim, dönüp dönüp de okumak isteyeceğim bir kitap kısacası...




Comments