Güneşin Çekirdeği
- Mar 11, 2025
- 2 min read
Updated: Mar 12, 2025
Ösistokratik yönetim biçimi ile idare edilen Finlandiya, gümüş tilkiler gibi evcilleştirilmiş alt ırk kadınlar, iyi olma halinin devamlılığı için koyulmuş yasaklar...
Vatandaşlarının "iyi" olması üzerine kurulmuş bir düzenle yönetilen bir ülke olan Finlandiya'da insanlar alt ve üst ırklar olarak ayrılmış durumdadır. Bir ırkın gelişmesini desteklemenin en verimli yönteminin o ırkın başka bir ırk tarafından desteklenmesi yoluyla olduğuna inanılmaktadır. Uzun sarı parlak saçları, mükemmel fizikleri ve uyumlu karakterleri ile üremelerine izin verilen eloiler maskolar ile evlenip onlara karşı ideal eş rollerini yerine getirirler. Çocuklarını doğurur, ev işlerini yapar ve başka hiçbir şeye de karışmazlar. Bunun yanında ise sivri zekaları ve asi ruhları ile üremelerine izin verilmeyen morlok kadınlarının toplumda belirgin bir yeri yoktur.
Venna eloi kabuğunun içinde saklanarak sistemi kandırmış bir morloktur. Finlandiya'da yasaklı bir madde olan kapsaisine (acı biberin aktif bileşeni) olan bağımlılığı giderek artarken ve eloi görüntüsünü de devam etmeye çalışırken gerçek eloiler mi daha özgürdür yoksa Venna mı?
Ünlü distopya yazarı H.G. Wells'in kullanmış olduğu eloi ve morlok terimleri ile bu kitapta da karşılaşmış olmak hem distopya alanında bir ortak kültürün varlığını görmek konusunda mutlu etti hem de kalemini çok sevdiğim başka bir yazarın izlerini görmenin hissettirdiği tanıdıklığı çok sevdim. Devletin kameralar ile kişilerin hareketlerini izliyor oluşu, devlet görevlilerin bir anda ortaya çıkma ihtimalinin karakterlere verdiği endişe bana George Orwell'in "1984" kitabının atmosferini hissettirdi. Kadınların konumlandırılma biçimi ile de Margaret Atwood'a ait "Damızlık Kızın Hikayesi" anımsatılmış. Distopik kurguları açısından oldukça beğendiğim bu iki kitaba olan benzerliği bu kitaba da daha ilk sayfalardan sempati hissetmeme sebep oldu. Ancak sayfalarını çevirdikçe kitaba dair hissettiğim iyi hislerim "1984" ve "Damızlık Kızın Hikayesi"ne olan benzerlikleri ile sınırlı kaldı. "Güneşin Çekirdeği" halihazırda varolan başarılı distopik kurguların üstüne eklemek konusunda bence çok başarılı olamamış. Distopik bir kitaptan karakterlerin yaşadığı sıkıntıyı içimde hissetmeyi beklerken bu kitabın herhangi bir noktasında bunu yaşamadım. Bunun yazarın kalemi sebebi ile olduğunu düşünmüyorum çünkü kitabı okuması yorucu değil ve sayfaları çok hızlı çevirilebiliyor. Tabi bunda çevirmenin de etkisi büyük.




Comments